İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazıların kategorisi: “Anasayfa”

Macaristan’da Evliya Çelebi Heykeli’ne Çirkin Saldırı

Macaristan’ın Eger şehrinde bulunan Türk-Macar Kardeşliği Hatıra Parkı’nda yer alan ve heykeltraş Beata Rostás tarafından yapılarak 2014 yılında yerine yerleştirilen Evliya Çelebi’ye ait heykel 8 Ağustos 2020 Cumatesi günü erken saatlerde bir grup genç tarafından tahrip edildi. 16. yüzyılda yaşamış ünlü seyyâhın dünyadaki iki heykelinden biri olma özelliğine sahip bu eserin kim veya kimler tarafından hangi amaçla tahrip edildiğine yönelik kamera kayıtları incelenmiş ve Eğri Emniyet Müdürlüğü tarafından derhal tahkikat başlatılmıştır.

Elim hadise iki ülke kamuoyunda infial yaratmış, sosyal medyada heykeltraşa destek mesajları iletilmiş; bu olayın iki millet arasındaki kardeşliği bozamayacağına yönelik temenniler dile getirilerek saldırı kınanmıştır. Heykelin açılışını yapan dönemin Budapeşte Büyükelçisi Emekli Büyükelçi Şakir Fakılı’nın görüşleri şöyle:

“Çok üzüldüm. Heykelin açılış töreninde bulunmuştum. Türk-Macar Kardeşlik Parkı da aynı gün açılmıştı. O günden beri acaba bizde de bir Evliya Çelebi heykeli var mıdır diye merak etmişimdir. O zamanlar Hacettepe’de yontu eğitimi gören değerli sanatçı Beata, törende konuşmaların çevirmenliğini de yapmıştı. Beata umarım yeni bir Evliya Çelebi daha yaratır, dostluğumuza katkıda bulunur. Eger’in Türk-Macar Dostluğunda önemli bir yeri vardır.

Eger’de bir Fahri Konsolosluk açmak için çok uğraşmıştım.

Dileğim, sevgili Macar halkıyla dostluğumuzun ebedi olması, bu tür olaylardan etkilenmemesidir.

Bu vesileyle Macar dostlarıma selam ve sevgilerimi yineliyorum.”

Bu konuya ilişkin olarak, Eğri Belediye Başkanı Ádám Mirkóczki, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Budapeşte Büyükelçiliğimiz İkinci Kâtibi Nuray Tekden başkanlığındaki bir heyeti 11 Ağustos 2020 Pazartesi günü makamında kabul ederek heyete bilgi vermiştir. Başkan, bu menfur saldırının siyasî veya nefret amacı taşımadığını, sorumsuzca oyun oynayan bir grup gencin münferit bir eylemleri sonucu gerçekleştiğinin tespit edildiğini ifade etmiştir. Şehrin Emniyet Müdürü József Kovács da bunu kanıtlarla doğrulamıştır.

Başkan, tahrip edilen eserin yerine yine heykeltraş Rostás tarafından Belediye’nin yardımlarıyla bronz ve seramikten daha sağlam bir heykelin yapılarak yerine yerleştirileceğini Türk heyetine ve kamuoyuna ilan etmiştir.

Türk-Macar Dostluk Derneği olarak menfur saldırıyı kınıyor; hızlıca harekete geçerek olayı aydınlatan Macar yetkililere şükranlarımızı sunuyor, heykeltraşa da geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Fotoğraflar: http://egriugyek.hu/ ; https://www.facebook.com/mirkoczki.adam/

Türk-Macar İlişkilerine Işık Tutan Yeni Bir Kitap: Prof. Dr. Melek Çolak Armağanı

Doç. Dr. Yücel Namal’ın editörlüğünde titiz bir çalışmanın ürünü olan ve Türk-Macar ilişkileri üzerine çalışan Türk ve Macar akademisyenleri bir araya getiren “Türk-Macar İlişkilerinin İzinde 20 Yıl Prof. Dr. Melek Çolak Armağanı” isimli kitap Kitabevi Yayınları’ndan piyasaya çıkmıştır. Bu vesileyle hocalarımızı ve eserde emeği geçenleri tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.

Yönetim Kurulu üyemiz Dr. Emre Saral da armağan kitaba Atatürk döneminde Türkiye’nin Orta Avrupa siyasetine ilişkin bir makaleyle katkıda bulunmuştur. Çalışma makaleler kısmına eklenmiştir. Okumak için tıklayınız.

‘Trianon’ Mesajımız Macar Devlet Haber Ajansı Bülteninde

Macar Devlet Haber Ajansı (MTI) bülteninde yer alma onuruna eriştik. Haberde özetle, Amerikan Macar Koalisyonu ve başka dış örgütlerin Trianon’un yıldönümünü andıkları, Amerikan Macar Koalisyonu’nun beyan yayınladığı ve Türk Macar Dostluk Derneği başkanının da mesaj gönderdiği yazılmış. Amerikan Macar Koalisyonu’nun kısa tarihçesine ve Macarlığı yaşatmak adına yaptıkları faaliyetlere kısaca değinilirken, Ankara’dan Dernek başkanımızın “Macar milleti” ne hitaben yolladığı mesajında Atatürk’ün sözüne atıfta bulunarak esenlikler dilediği ifade edilmiş.

“Trianon 100 – Az Amerikai Magyar Koalíció és más külföldi szervezetek is megemlékeztek az évfordulóról

Washington, Ankara, 2020. június 4., csütörtök (MTI) – Az Amerikai Magyar Amerikai Koalíció csütörtökön nyilatkozatban emlékezett meg a trianoni békediktátum századik évfordulójáról. A Török-Magyar Baráti Társaság elnöke is üzenetet küldött ebből az alkalomból.

Az amerikai magyarok legnagyobb ernyőszervezete “brutális és igazságtalan” szerződésnek nevezi a trianoni békediktátumot, amely megváltoztatta egy ezeréves nemzet határait Európában, Magyarország területének és javainak kétharmadát, lakosságának egyharmadát újonnan létrehozott államoknak adva.

“Hogyan lehet 3.3 millió magyart arra kényszeríteni, hogy akarata ellenére másik ország állampolgára legyen? Hogyan létezhetik egy nemzet azt követően, hogy így megcsonkították?” – fogalmazta kérdésekbe a véleményét a szervezet, amely írásban és videóüzenetben tette közzé emlékezését.

Mégis, Trianon évfordulóján a magyar változatlanul virágzó nemzet, amelynek kultúrája egyesíti a világban élő magyarokat – állapította meg a szervezet elnöke, Andrea Lauer Rice. Majd hangsúlyozta: az amerikai magyarok “nagyon büszkék” arra, hogy akarata és tehetsége révén a nemzet felülkerekedett az elmúlt száz esztendő nehézségein, Trianonon, a második világháború időszakán és a 40 évig tartó szovjet kommunista diktatúrán. A közlemény szerint ezek a történelmi események, valamint az 1956-os forradalom is hozzájárultak a magyarok szétszóródásához az egész világon, s a csaknem másfél millió lelket számláló amerikai magyar közösség kialakulásához is.

A szervezet vezetője egyúttal leszögezte: Trianonra emlékezve az amerikai magyarság 2020-ban ünnepli a határokon átnyúló magyar nemzeti összetartozás évét is.

Az Amerikai Magyar Koalíciót 1991-ben alapították, csaknem 40 ezer amerikai magyart fog össze, és tagszervezetei az amerikai magyar kulturális identitás erősítését, valamint a Kárpát-medencében kisebbségben élő magyarok jogainak figyelemmel kísérését tekintik céljuknak. Ennek érdekében ösztöndíjakat, gyakornoki és csereprogramokat, vezetőképző és emberi jogi tréningeket szerveznek.

Ankarából a Török-Magyar Baráti Társaság elnöke, Ismail Tosun Saral küldött üzenetet a “magyar nemzethez”. Kemál Atatürk, a modern török állam megalapítójának szavait idézve azt írta: “Miként Atatürk fogalmazott, ‘egy nemzet nagyságát nem földrajzi területével, hanem szívének nemességével és ideáljának magasságával mérik’. Ezen megállapításból kiindulva osztozom a nemes magyar nép érzelmeiben e bús évfordulón, és remélem, hogy a jövő a török és a magyar nemzet, a térség népei, és az egész emberiség számára szép időket hoz.”

Türk-Macar Dostluk Derneği’nin Kardeş Macar Milleti’ne Hitaben Mesajıdır

Başkanımız Tosun Saral, Macarların “Sevr”i Trianon Antlaşması’nın Yüzüncü Yıldönümü’ne ilişkin olarak Macar halkına hitaben şu mesajı yayınlamıştır:

“Atatürk’ün de ifade ettiği üzere ‘bir milletin büyüklüğü coğrafî yüzölçümüyle değil, yüreğinin soyluluğu ve ülküsünün yüksekliğiyle ölçülür.’ Bu sözden hareketle, bu kederli yıldönümünde asil Macar milletinin duygularını paylaşır; geleceğin Türk ve Macar milletlerine, bölge halklarına ve tüm insanlığa güzellikler getirmesini temenni ederim.

İsmail Tosun Saral, Türk-Macar Dostluk Derneği Başkanı, Ankara,
4 Haziran 2020.”

a Török-Magyar Baráti Társaság elnöke, Ismail Tosun Saral küldött üzenetet a “magyar nemzethez. Miként Atatürk fogalmazott, ‘egy nemzet nagyságát nem földrajzi területével, hanem szívének nemességével és ideáljának magasságával mérik’. Ezen megállapításból kiindulva osztozom a nemes magyar nép érzelmeiben e bús évfordulón, és remélem, hogy a jövő a török és a magyar nemzet, a térség népei, és az egész emberiség számára szép időket hoz.”

Macar “Sevr”i Trianon Barış Antlaşması’nın 100. Yıldönümü

Tarihî Macar Krallığı’nın bölünmesine sebep olan ve günümüzde de geçerliliğini koruyan Trianon Barış Antlaşması bundan tam yüz yıl önce 4 Haziran 1920 tarihinde imzalandı. Macarlar için Birinci Dünya Savaşı’nı noktalayan bu antlaşma Macar kamuoyunda büyük bir infial yarattı. Antlaşma ile sahip olduğu toprakların üçte ikisini kaybeden Macarların elinde bugün sahip oldukları topraklar kaldı.

Birinci Dünya Savaşı’na Almanya, Osmanlı Devleti ve Bulgaristan’ın yanında katılan Avusturya-Macaristan savaştan mağlup olarak ayrıldı. Ateşkes hükümleri uyarınca Macar ordusu kendi sınırlarına çekilmek, elindeki silahları ve uçakları teslim etmek zorunda kaldı; donanması lağvedildi. Savaşın ardından dünya barışını tesis etmek üzere Paris’te bir konferans toplandı. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun bölünmesiyle Yugoslavya ve Çekoslovakya gibi küçük bağımsız devletler yaratıldı. Antlaşma yapılırken ABD Başkanı Wilson’un self determinasyon (bir bölgede egemenliğin çoğunluğu oluşturan unsura verilmesine yönelik bir halk oylaması) ilkesi göz ardı edilerek Macarların yoğunlukta yaşadığı bölgeler Macaristan’ın komşuları arasında paylaşıldı: Macaristan’ın güneyindeki Voyvodina bölgesi Yugoslavya’ya, kuzey Macaristan Çekoslovakya’ya, tarihî Transilvanya (Erdel) bölgesi ise Romanya’ya verildi. Macaristan’ın denizle olan bağlantısı kesildi; Avrupa’nın ortasına hapsedilerek etrafı tarihsel mücadele içinde olduğu rakipleriyle çevrelendi.

Osmanlı Devleti’nin 10 Ağustos 1920 tarihinde imzaladığı Sevr Barış Antlaşması ile Trianon Antlaşması’nın yapılış amacı ve maddeleri açısından benzeşen yönleri bulunmakla beraber aralarındaki fark daha belirgindir: Trianon yürürlüğe girerken, Sevr ölü doğmuş bir antlaşma olarak kaldı; Türk milleti bu antlaşmaya karşı direndi. Bu sebepten ötürü, Macar kamuoyunda Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Anadolu’da başlayan Millî Mücadele ilgiyle takip edildi. Türkler de adaletsiz bir antlaşma olduğunu düşündükleri Trianon’un yıkıcı etkilerinden mahvolan Macar milletinin yanında oldular: Atatürk, 1923 yılında Macar Meclisi’nde okunan telgrafında “Doğruluk, metanet ve nefisten fedakârlık zafere ulaştırır. Orada, Tuna kıyısında acı çeken kardeş halkın geleceğine inanıyor ve güveniyoruz. Ümitsiz olmayınız; zira gelecek, arzu ve imanı olana vaat olunmuştur” dedi. Yine 1933 yılında kendisini ziyaret eden Macar heyetine hitaben yaptığı konuşmada bir milletin büyüklüğünün arazisi ve nüfusuyla değil; medeniyeti, kültürü ve yüksek nitelikleriyle ölçüldüğünü söyleyerek Macar milletini övdü.

İki savaş arasındaki dönemde kaybettiği toprakları yeniden elde etmek için yoğun bir siyasî, askerî ve kültürel mücadeleye giren Macarlar, 1930’lu yıllarda sırtını dayadığı Nazi Almanyası ile iyi ilişkiler geliştirerek bu amacına kısa süre de olsa ulaşmayı başardı. Birinci ve İkinci Viyana Tahkimleri ile kaybettiği toprakları yeniden elde etmelerine rağmen İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Sovyet ordusunun Macaristan’a girmesiyle sonuçlanan savaşın sonunda yapılan düzenlemeyle tekrar Trianon ile belirlenen mevcut sınırlarına çekilmek zorunda kaldılar.

Yapılan güncel bir kamuoyu araştırmasına göre halkın yüzde 85’i bu antlaşmayı Macar milletinin başına gelmiş en büyük felaket olarak nitelendirmektedir. Günümüzde Macaristan’da Trianon için yürüyüşler ve anma etkinlikleri düzenlenmekte; antlaşma neticesinde kaybedilen toprakları sembolize eden anıtlar dikilmekte, konuyla ilgili belgeseller ve sinema filmleri çekilmekte, antlaşmanın anısı milletin nezdinde canlı tutulmaya çalışılmaktadır. Basında Macaristan’ın yurtdışında yaşayan Macar azınlıkların durumunun iyileştirilmesine yönelik taleplerinden ötürü komşularıyla sıklıkla sorunlar yaşadığına ilişkin haberler çıkmaktadır. Başta Romanya olmak üzere komşu ülkeler Slovakya ve Sırbistan, Macar hükümetini kendi içişlerine karışmakla eleştirmektedir.